Bir lomo güncesi, gün ve gece...

Monday, January 09, 2006

"O"nun ilk fotoğrafları

Mohaç'ın Lomo ile çektiğim ilk fotoğrafları bunlar. İlk fotoğrafta flash kullanmadım. İkinci fotoğrafta mavi film takılmış flash var . Daha alınacak çok yolum var ama yine de sonuçlar acemilik süreci için fena değil sanırım.

Bu arada bu gece 4 günlük Kapadokya tatili için yola çıkıyoruz. Bol bol fotoğraf çekeceğiz orada. Çıktılarını döndüğümde upload edeceğim.

İlk Banyodan Yaşadığımız Yer Çıktı

Lomoya kavuşalı yaklaşık bir hafta oldu. Şimdilik sadece dilini anlamaya ve farklı markaların 35 mm filmlerinin Lomo ile kombinasyonunu kavramaya çalışıyorum, -bir de titretmemeye :) . İlk makaradaki fotoğrafların bir kısmı ışık, diyafram, ASA ve kadraj ayarını yanlış yapmam veya fotoğrafı çekerken titretmem sebebiyle deyim yerindeyse "çöp oldu". Yavaş yavaş üstesinden geliyorum bu durumun.



Kullandığım filme gelince; Lomonun kompakt bir makineden fazla beklenmeyecek bir duyarlılığı var film çeşitlerine karşı. Aynı markanın iki ayrı 100 ASA film modeli bile oldukça farklı sonuçlar verebiliyor.

Bu ilk ısınma ve acemilik süresince sürekli farklı filmler denemeye çalışıyorum ve her tab ettirdiğim fotoğrafı arşivlerken hangi filmle çektiğimi not ediyorum. Buradaki fotoğraflar ilk makaradan ve "Kodak 100 ASA Pro" filmle çekildi. İlk makaradan çıkan ve konusu salonumuz olmayan (!) bir kaç fotoğrafı daha gün içinde upload etmeye çalışacağım.



Monday, December 26, 2005

The Exorcism of Emily Rose

Pazar gecesi The Exorcism of Emily Rose'u izledik. Film, gerçekte 1970'lerde Almanya'da Anneliese Michel isimli genç kızın başından geçen "şeytan çıkarma" girişimini konu alıyor.


1952 doğumlu Anneliese'in mutlu yaşamı; 1968 yılında bir gece, kendini kontrol edemediği bir şekilde kasılırken bulduğunda tamamıyle değişir. Psikiyatristler sürekli devam eden bu olağan üstü krizlere "epilepsi" teşhisi koyarlar.

1070-75 yılları arasında ataklar sıklaşır ve Anneliese gündelik yaşamında da şeytani görüntüler ve hayaller görmeye başlar. Aynı zamanda koyu katoliktir ve bir süre sonra ruhuna şeytan girdiğine inanmaya başlar. İblislerin kendisine emirler verdiğini doktorlara anlattığında doktorların ve verdikleri ilaçların kendisine yardımcı olamayacağını anlar.

1973 yılında katlolik kilisesinden "şeytan çıkarma" işlemi için izin istenir. Kilise buna izin vermez ve medikal tedavinin devam etmesi gerektiğini belirtir. Ancak ataklar artarak devam eder ve 74-75 yılları arasında kliseye defalarca başvuru yapılır. Klisenin tavrı nettir. Anneliese'nin daha dindar bir yaşam sürmesi gerektiğini söylerler.

Ataklar sırasında Anneliese'nin kendine ve ailenin diğer fertlerine zarar vermeye başladığı, karınca ve örümcek yiyerek beslendiği ve yemek yemeyi red ettiği 75 yılının son baharında Almanya Katolik Klisesi sonunda "The Great Exorcism"in uygulanmasına izin verir ve bu iş için iki rahip atar.

1975 Eylül- 1976 Temmuz ayları arasında "şeytan çıkarma" seansları haftada 1 ya da 2 kez olmak üzere gerçekleştirilir. Bu arada Anneliese hiç bilmediği bir dilde konuşmaya başlamıştır. Kesinlikle yemek yemez, iblislerin buna izin vermediğini düşünür. İlaçla uyutularak gıda verilmeye başlanır. Ataklar azalmaz. Hatta zaman zaman kısmi felç geçirir. Daha öncekilere oranla daha kendini bilmez şekildedir. Medikal tedaviye son verilmiştir. Seansların detaylarını saklamak amacıyla 40'a yakın ses kasedi kaydedilmiştir.

Son "şeytan çıkarma ayini" 30 Haziran 1976'da gerçekleşmiştir. Bu sırada Anneliese zatüreeye yakalanmıştır. Vücudu tamamıyle halsiz kalmıştır. Ayinler sırasında obsesif şekilde yaptığı hareketleri bile yapamaz durumda bulur kendini. Annesi Anna Michel kızının ölümünü ertesi gün, 01 Temmuz 1976'da kaydeder. Otoritelere haber verilir ve savcı hemen konuyu soruşturmaya başlar.

Ailesi ve rahipler hakkında dava açılır. Ölüm sebebi açlıktır. Dava Avrupa'da uzun süre ses getirir. Doktorlar, rahipler, ses kayıtları dinlenir. Psikologlara göre bu durumun sebebi genç kızın ailesi ve rahiplerdir. Anneliese'yi farkında olmadan yanlış etkilemeleri sonucu ölümüne sebep olmuşlardır. (Doctrinaire Induction) Sonunda aile ve rahipler suçlu bulunup, 6 ay ceza almışlardır.

Daha sonra Alman Katolik Kilisesi bir açıklama yapmış ve Anneliese'nin vücuduna şeytan girdiğini yalanladı. Bu açıklamanın ardından Katolik klisesi "şeytan çıkarma" ayini ve kurallarını tanımladığı "Rituale Romanum"u incelemeye aldı. 1999 yılında Kardinal Medina Estevez, Vatikan'da gazetecilere 1614 yılından beri Katolik klisesi tarafından kullanılan "Rituale Romanum"un yeni versyonunu sundu. Yeni adı De exorcismis et supplicationibus quibusdam (of exorcisms and certain supplications) olan yeni döküman "exorcism" ve kurallarını Katolik Kilisesi için yeniden tanımlamış oldu.

Üstteki iki fotoğraf filmden... Alttaki fotoğraf: Anneliese Michel

Lomo Geldi

Sonunda Lomo İstanbul'da. Bugün yarın kavuşacağım artık kendisine. Çok maceralı oldu gerçi edinmek ama yine de iyi bir tecrübeydi sanırım.

Friday, December 16, 2005

Paul Weller enfes bir iş çıkarmış: As is now

Uzun süredir mp3 olarak dinliyorduk albümü. (God bless Easynews!) 2 gün önce sonunda orjinaline de kavuştuk. Paul Weller'ın yeni albümü, As is now. Tek kelimeyle harika olmuş. "All on a misty morning", "I wanna make it alright", "Savages", "Come on /Let's go", "The start of forever" favori şarkılarım ama albümdeki bütün şarkılar bence oldukça iyi. Hatta solo albümleri arasında benim dinlediğim neredeyse en iyi albümü olmuş Paul Weller'ın. Hakkında çok fazla olumlu eleştri okumadım internette, ya biraz acımasızca eleştirmişler ya da bir "müzik gustosu" olmayan ben bu işten gerçekten fazla anlamıyor, azla yetiniyorum.

Illustrated by Mohaç, © copyright 2005 Mohaç Yücel

Thursday, December 15, 2005

Gümrük bu ay bize çalışıyor

Istanbul Paket Müdürlüğü ve Topkapı'daki gümrük ambarı bu ay sadece bize çalıştı. Amazon'dan sipariş ettiğimiz istisnasız her paketimize gümrüklü "KOLİ" muamelesi gösterildi. Lomo krizini biraz da makul bulmuştuk ancak bu ay takılan 3. kitap-dvd-audio cd paketi için de Haber Kağıdı gelince gözlerim yuvalarından oynadı. Üstelik paketin içinde 1 "tek" kitap var! Bu kadar boş vakit bulabildikleri için kendilerini tebrik etmek istiyorum. Bravo! Yıl sonu nedeniyle ülkeye daha az mal girmesi ve planlanan hesapların tutması bizim 17 sterlin değerindeki "gümrüksüz" paketin akıbetine bağlıymış. Buraya kadar anladık tamam da ben sadece şunu merak ediyorum: Bu gümrük nerede "bir"?

Wednesday, December 14, 2005

The Brothers Grimm

Pazartesi akşamı The Brothers Grimm'i izledik sinemada. Terry Gilliam'a ne olmuş? Duruşunu mu değiştirmiş? Böyle bir film çekmeye mi özenmiş? Efektler, kostümler, oyuncu kadrosu iyi de film genel olarak hayal kırıklığı oldu benim için. Film kötü değil belki ama Brasil'den, 12 Monkeys'den, The Fisher King'den tanıdığımız Terry Gilliam değil sanki yönetmeni. Espriler soğuk, sinematografi desen eh işte, kurgu iç bayıyor biraz, bir de o nasıl bir son? Kısacası vasat bir filmden çıkmanın pek de iç açmayan keyifsizliğiyle ayrıldık salondan. Biraz da bu epik-imsi filmlerden sıkıldık sanırım artık.

Ne menem şeymiş bu Lomo?

Lomo, zamanında -ki bu zaman yaklaşık 1982 yılına tekabül ediyor- daha çok Rus KGB ajanlarının kullanması için üretilmiş basit fotoğraf makinesinin ismi. O zamanlar üretilen modelin adı şimdilerde bir klasik olan Lomo Kompakt Automat. LC-A ilk yıllarında milyonlarca üretiliyor ve başta Sovyetler olmak üzere Vietnam, Küba ve Doğu Almanya gibi sosyalist ülkelerde satışa sunuluyor.

Sonralarda unutulan bu basit ama çektiği fotoğrafları izlemesi oldukça keyifli makineyi, 1991 yılında Viyana Üniversitesi'nde okuyan gençlerden bir kaçı bit pazarında buluyor. Gözün algılayamadığı duyarlılıkta renkleri yakalayan, özel diyaframı sayesinde yüksek kontrastlı çekimler yapan ve özellikle loş ışıkta ve hareketli çekimlerde mükemmel sonuçlar veren makine bir anda çevrelerinde bulunan herkesin ilgisini çekiyor. Birçok kişi bu makinelerden birine sahip olmak istiyor ancak Eski Doğu Bloku ülkelerinden bir ürünün elinize güvenli bir şekilde ulaşması o kadar da kolay bir iş değil.

1993 yılında artan ve bir türlü tam olarak karşılanamayan talepler, Viyana'da The Lomographic Society'nin (Lomographische Gesellschaft) kurulmasına sebep oluyor. Ana hedefi "Lomography" ve mesajlarını tüm dünyaya yaymak olan kurum, Lomo üreticilerinden düm dünyadaki takipçilerine ürünleri ulaştırmaya başlıyor.


1994-95 yıllarında "Lomography" kendi alt kültürünü oluşturarak tüm dünyaya yayılmaya başlıyor. Uluslararası Lomografik Sergilerden ilki 1994 yılında düzenleniyor. Ardından tüm dünyada local Lomografi dernek ve kuruluşları kurulmaya, üye almaya başlıyor. Herşey başından planlanandan çok daha spontan ve hızlı gelişiyor.

Tüm bu gelişmelere karşın, 1996 yılında üretici Rus firma kepenklerini indirmeye karar veriyor. Lomographic Society International yetkilileri St. Petersburg'a giderek fabrika sahiplerini ve Vladimir Putin'i LC-A üretiminin yeniden başlaması konusunda bir şekilde ikna ediyorlar. Ve yeniden üretim başlıyor.

Sonrasında internetin de etkisiyle Lomography kültürü hızla yayılıyor, yeni ürünler ortaya çıkıyor ve Lomo kullanıcıları tüm dünyada oldukça büyük rakamlara ulaşıyor.

Tuesday, December 13, 2005

Lost ola beri gele

Dün nihayet Lost'un 1. sezonunu bitirdik. Nihayet diyorum da toplamda 3 günümüzü almadı aslında bütün sezonu izlemek. Nur Çintay'ın geçenlerde bir yazısını okudum Radikal'de. Televizyon dizilerini dvd olarak sipariş edip bir kaç günde izleyenlerden bahsediyordu yanılmıyorsam. Ve diyordu ki; dizinin televizyonda yayınlandığı gün ve saati bekleyip tüketmenin tadı ve heyecanı başka.


İşte ben maaleef bu başka tadı alma özürlülerdenim. Bir diziyi çok sevip de takip etmek istersem dengem bozuluyor. Yetiştim yetişemeyeceğim, şu gün şu saat unutmasam da başka program yapmasam, geçen bölümde ne olmuştu bak unuttum işte derken sinirlerim yıpranıyor. Televizyon seyretme özürlü bünyem ve hafıza konusunda hiç de iddialı olmayan beynim yorgun düşüyor. Bir de dayanamıyorum ki ben o bahsedilen heyecana. Sabırsızlanıyorum, hemen öğreneyim istiyorum bir sonraki bölümde ne olacaksa. Sonunda sipariş ediyoruz internetten kutu kutu. Geliyor, hap niyetine yutuyoruz biz de. Herkes rahatlıyor. Ben de unutmuyorum, kaçırmıyorum, uyuyakalırsam hayıflanmıyorum.

Lost demiştim evet; dün akşam adet olduğu üzere Fenerbahçe maçını izledik ailecek. Adet olduğu üzere çünkü bir Fenerbahçeli'yle evliyim (ve sanırım bu bir çok şeyi açıklıyor- hihoho tamam cıvımayayım), ailecek çünkü çekirdeğin atom parçası ailemize kardeşim de eklendi dün akşam. "O" bize enfes makarnasından yaptı. Körili, kremalı deniz kabuğu makarnası. İnsan parmaklarını da yiyor beraberinde. Sonra gidip Hakan'la vakit geçirdik son kez, o askere gitmeden, ki şu an asker hayatının ilk bir kaç saatini yaşıyor sanırım.

Lost diye söze başlayıp 4 paragraf laf sarfedip hala hakkında bir şey söylememiş olmak enteresan tabi. Sanırım politik çevrelerde kendime bir meşgale bulabilecek gizli yeteneklerim var. Neyse daha da dağılmadan toparlayayım hemen; eve geri döndüğümüzde oturduk bir solukta bitirdik kalan bölümlerini Lost'un.

Sonuç:


  • Lost harika bir diziymiş.
  • Dizileri dvdden seyretmek iyi güzelmiş de, 2. sezonun dvdsinin çıkmasına daha çok olduğu kesinse insan kaçındığı heyecanı yine de yaşıyormuş.
  • Lost harika bir diziymiş.
  • Dizinin 1. sezonunun 7 dvd den oluşan kutusu çok güzelmiş. İçindeki bonus diskteki ekstra özellikler gerçekten ekstraymış.
  • Lost harika bir diziymiş.
  • Sürekliliği olan şeyler insanda "sürekli olacaklarına" dair bir intiba bırakırlarmış. Ve bu intiba süreklilik bittiğinde beraberinde bir boşluk duygusu getirirmiş. (Nur Çintay haklıymış- bir anlamda belki de)
  • Lost harika bir diziymiş.
  • 2. sezonunun bölümleri internette varmış. Bu kez dvdsinin çıkmasını beklememize gerek kalmayabilirmiş.
  • Lost harika bir diziymiş.

Budur!

Illustrated by Mohaç, © copyright 2005 Mohaç Yücel

Monday, December 12, 2005

Bu sefer tamam galiba!

Hihohohoho!
Lomo teslim edilmiş göndericisine. Bugün yarın dönüş yolculuğuna başlar artık. Umarım bu kez problemsiz sonlanır. Sipariş ve teslimat konusunda "o" ve ben neredeyse tez yazacak kadar tecrübe sahibi olduk. Hatta "o" büsbütün pişman oldu bir ara. CE belgeleri, ATR dökümanları, gümrük vergileri, ardiye giderleri ya da hepsine bedel yurt dışında yaşayan bir arkadaş. Süreç tamamlandığında buradan özel bir dosya yayınlayacağım; "Sorunsuz LOMO siparişi"."Gümrük sorunlarıyla akıl sağlığını yitirmeden mücadele". "Etkin sinir yönetimi." "Sabrın sonu selamet!".